İbnü'l-Arabî'de Velayet
Hakikatin idrakini güçlü bir muhayyile faaliyetiyle yorumlayan İbnü'l-Arabî, bu tecrübeyi velayet öğretisi bağlamında varlık, bilgi ve tarih temalarını kuşatan bütünlüklü bir çerçeveye dönüştürür. Öğretisinin temel unsurlarını inşa ederken yalnız tasavvufî mirasa değil; kelam ve felsefe başta olmak üzere kadim öğretilere, ayrıca fizik, siyaset ve astronomi gibi farklı disiplinlerde biriken kavram ve tasvirlere de başvurur.
İbnü'l-Arabî'nin bu çok katmanlı birikim, metafizik temelli bir insân-ı kâmil tasavvurunda yoğunlaştırıp özgün bir velayet doktrinine dönüştürür. "Nübüvvet sonrası dönemlerde hakikatin yeryüzüyle bağının nasıl sürdüğü" sorusu, bu doktrinde nübüvvet-velayet ilişkisine dair yeni bir teorik çerçeve ve tarih anlayışına evrilir. Böylece İbnü'l-Arabî'nin velayet hakkındaki görüşleri, sonraki yüzyıllarda oluşan geniş tartışma ve polemik literatürünün başlıca referans zeminlerinden biri haline gelir.
Bu kitap İbnü'l-Arabî'nin velayet düşüncesini merkeze alarak insanın hakikati, nefsin mahiyeti, amel ve ilahî inayet ilişkisi, duyu ve idrak güçleriyle velayet bilgisinin epistemolojik statüsünü eser kronolojisi içinde izlemektedir. Nübüvvet-velayet tartışmalarının teorik boyutu; nübüvvet- velayet üstünlüğü, ilham-vahiy, mucize-keramet ve ismet-hıfz temaları etrafında; tarihsel boyutu ise hatmü'l-velâye ve mehdiyet düşüncesi çerçevesinde işlenmektedir.
Çalışma, İbnü'l-Arabî'nin velayet öğretisini erken dönem sufi velayet doktrinleri ve felsefe-kelam eksenli İslam metafizik gelenekleriyle diyalog içinde, bu geleneklerin kesiştiği bir düşünce ufkunda konumlandırmaktadır.
Satın almak için tıklayınız.

